2. Dünya savaşı Japon’ya

0
177

1941, Japonya

Bazen propaganda o kadar iyi yapılır ki, propagandayı yapan bile söylediklerine

inanır. 1941’de Japonların ABD ile savaşa girme karan almaları böyle bir

aldanmaya örnektir.2. dünya savaşı japonya ile ilgili görsel sonucu

Japonların samuraylara kadar giden ihtişamlı askeri geleneği pek meşhurdur.

Japonya hızla gelişen Batı dünyasına ayak uydurmak için canla başla çabaladı

ve 1904-1905 Rus-Japon savaşında Rusya gibi bir Batı devini yenerek dünyayı

şaşırttı. Birkaç yıl sonra Japonya, İngiltere ile Pasifik’te bir ittifak anlaşması

yaptı ve Birinci Dünya Savaşı boyunca Batı’ya sadık kaldı. Ancak savaş sonrası

pastanın bölüşülmesi sırasında Müttefikler Japonya’yı unutmakla büyük bir

hata yaptılar.2. dünya savaşı japonya ile ilgili görsel sonucu

Japon elçilerinin Versailles’da anlaşma yapılırken takdimi çok komikti, çünkü

geleneksel Japon kıyafetleriyle gelmişlerdi. Truk ve Gilbert adaları gibi uyduruk,

eski Alman kolonileri verilip yollanmıştı Japonlar, Bu arada görüşmeler ve

anlaşmalar da esas oğlanlar arasında devam ediyordu.

1920’lerin anlaşmaları Japonlar için bir hakaret gibiydi, çünkü bir ada devleti

olan Japonya’nın donanmasına sınır getiriliyordu. Batı dünyası Japonya’nın

Pasifik’in dışına çıkmasını istemiyordu. Ayrıca bir büyük hakaret daha yapıldı.

Mançurya’da askerleri olan Japonya’ya karşı ABD, Çin’in kendi kaderini tayin

etme hakkına sahip olduğunu ve kimsenin Mançurya’ya göz koymaması

gerektiğini bildiren bir açıklama yaptı.

Japonya için bu dayanılmaz bir iki yüzlülüktü. Daha bir kuşak önce İngiltere,

Fransa, Almanya ve minik Belçika bile tüm dünyada acımasızca bir sürü

sömürge ele geçirmişti. ABD ise İspanyollarla bir savaşı körüklemekten

çekinmemiş ve Pasifik’te kalan son İspanyol sömürgelerini almıştı. Japonlar ilk

başta şaşırdı.2. dünya savaşı japonya ile ilgili görsel sonucu

1930’da Sovyet birlikleri Mançurya’ya uydurma bir nedenden dolayı girdi ve

sonra çekildi. 1931’de ise Japonya, Mançurya’da bir darbe yaptı ve birkaç ay

içinde kendi kontrolünde kukla bir hükümet kurdurdu. Rus yayılmacılığına karşı

önlem aldığını söylüyordu ancak bu gerekçe Batı’yı memnun etmedi.

Çin’in sırası birkaç yıl sonra geldi. Japonya eski bir tekniği kullanarak Çin’e

gönderdiği askerlerin buradaki anarşiyi engelleme amacında olduğunu açıkladı.

Milliyetçi Çin, Komünist Çin ve Japonya arasında üçlü bir savaş başladı. Ama

dışarıdan bakıldığında, özellikle ABD’de en büyük düşman Japonya gibi

gözüküyordu.2. dünya savaşı japonya ile ilgili görsel sonucu

Japonya 1937’de Nanking’e saldırarak ABD’nin Çin’i korumasını zora soktu. 250

binden fazla sivil öldü. Amerikan misyonerleri olaylara şahit oldu ve kameralarla

görüntüledi. Bunun üzerine ABD, Japonya’ya karşı sertleşti.

 

ABD’nin uyguladığı baskıyla Japonya Çin’in tamamım fethetmekten vazgeçti ve

daha az saldırgan bir politika izlemeye karar verdi. Ancak ABD, Japonya’dan

nefret etmeye başlarken bir şey oldu; Panay Olayı!

12 Aralık 1937’de Japonlar Nanking yakınlarında demirlemiş Amerikan savaş

gemisi Panay’e saldırdı. Amerikan askerlerinden ölenler oldu. (Aya ilk ayak

basan adam Neil Armstrong’un babası da bu gemiden kurtulanlar arasındaydı.)

Japonya daha sonra özür diledi ve tazminat ödedi. Ama iki taraf da bunun

bilinçli bir saldırı olduğunu biliyordu.

Japonların olaya bakışı sertleşiyordu. Öteki büyük güçler sömürgelerini

almışlardı ve Japonların da böyle bir hakkı olmalıydı. Japon ordusunda iki farklı

görüş belirdi: “Kuzey Ekolü” ve “Güney Ekolü”. Kuzey Ekolü, Çin’e daha sert

çıkılmasını ve Rusya’ya karşı savaş açılmasını savunuyordu. Sibirya’nın geniş

toprakları ve Orta Asya’nın petrol kaynakları Japonları bekliyordu. Ancak 1938

ve 1939’da Rusya’yla girişilen çatışmalarda Japon ordusu dağıldı.İlgili resim

Bu durumda Güney Ekolü ağırlık kazandı. Bu ekolün esas amacı sömürge

kazanmaktı. Hollanda ve Fransa’nın sahip olduğu sömürgelerde zaten petrol

vardı. Ve Avrupa’da savaş patlak verince buralar daha da çekici hale geldi. Bu

sömürgelerdeki petrolün ele geçirilmesi Japon donanması için sınırsız yakıt

anlamına gelecekti ve belki de İngiltere tahtının mücevheri Hindistan Japonların

olacaktı.

Karar anı gelmişti. Onlara engel olabilecek tek bir güç kalmıştı: ABD. Ama bu

arada da ortaya ilginç bir durum çıkıyordu, çünkü 20, yüzyılın başından beri

birçok Japon genci üniversite eğitimi için Amerika’ya gidiyordu. Japon

donanmasının stratejisti, ünlü amiral Yamamato bile eğitimini Amerika’da

almıştı. ABD’nin yetiştirdikleri şimdi ABD’ye karşı savaşacaklardı.

Hitler, ırkların karışması, Hollywood ve caz müziği gibi şeyler yüzünden

ABD’nin gücünü kaybettiğini iddia ediyordu. Kendi ırkçı teorileri ve üstün

savaşçılıklarıyla kafayı bozmuş olan Japonlar da Amerikalıların savaş

meydanında kendilerinden korkacağını düşünüyorlardı. Buşido geleneğinden

Amerikalıların haberi yoktu. Buşido göğüs göğüse çarpışma demekti. Böyle bir

çatışmada doğal olarak Amerikalılar kaçacak ve zafer Japonların olacaktı.

Güney ekolü üstün geldi ve Pasifik bölgesindeki sömürgelere ilerlemek için

planlar geliştirildi. Fransız hükümetinin düşüşünden hemen sonra 1940’da

Japonlar Fransa’ya ait Hindi Çin kıyılarına gösterişli bir birlik gönderdi. 1940

Eylülünde ise Fransızlara ait bölgede hava üsleri kurmaya başlayınca ABD de

Japonya’ya çelik ambargosu koydu. Ayrıca Japonya Hindi Çin’in tümünü ele

geçirmeye kalkarsa Japonya’nın petrolünü de keseceğini duyurdu.

1941 baharının sonlarında Japonya harekete geçti. Hindi Çin’in geri kalanını

kontrol altına aldı ve ABD daha önce söylediği gibi Japonya’nın petrolünü su

keser gibi kesiverdi. Japonya çizgiyi geçmişti ve iki taraf da buna hazırdı.

Japonya büyük miktarlarda petrol stoku yapmıştı. Ancak savaş şartlarında Doğu

Endonezya’daki stoklar ele geçirilmezse bir yıldan daha kısa bir sürede bu stok

tükenirdi. Güney Ekolü Japonya’yı ABD ile kafa kafaya bir savaşa girmeye

zorladı.2. dünya savaşı japonya ile ilgili görsel sonucu

Doğru olan bu gibi görünmüştü. Bu stratejiyi planlayan adamların hemen hemen

hepsi 1904-1905’teki Rus-Japon Savaşı’ndan geliyordu. Bu savaş, Arthur limanı

civarındaki Rus donanmasına yapılan sürpriz bir saldırıyla başlamıştı. Rus

donanması Tsuşima Savaşı’nda yok edilmiş ve Ruslar barış istemek zorunda

kalmıştı.

Bu savaş modeli şimdi ABD’ye karşı da uygulanacaktı. Açılıştaki sürpriz saldırı

ABD’nin Pasifik Filosunun Pearl Harbour’da imha edilmesi olacaktı. Saldırı

güçleri Hollanda’ya ait Doğu Endonezya’yı ele geçirirken, kalan birlikler de

Pasifik’teki Amerikan üslerini ele geçirip Filipinler’deki Amerikan güçlerini imha

edecekti. Amerikan filosundan geri kalanlar -buna Atlantik gemileri de dahildi-

Manila’ya yardıma gelmeye zorlanacak ve son bir savaşla Japonya zaferi

kazanacaktı. Batı Pasifik’teki güçlü düşmanlarıyla karşılaşınca ABD kendi

ülkesine çekilecek ve sesini kesmek zorunda kalacaktı.İlgili resim

Tüm bu plan en azından kağıt üzerinde iyi bir fikir gibi görünmüştü. Japonlar da

buna inanmıştı. Yamamoto, Amerikan donanmasını tanıdığından birtakım

şüpheler içindeydi. Şöyle bir nokta vardı: Bu bir sürpriz saldırıydı, ama

saldırıdan birkaç saat önce Amerikan hükümetine bildirilmek zorundaydı.

Yamamoto Amerikalıları iyi tanıyordu. Savaş ilan edip birkaç saat sonra da

saldırıldığında Amerikan halkı o kadar öfkelenmeyecek ve bir an önce barış

yapmak isteyecekti.

Bu konuda yoğun bir tartışma başladı. Sonuçta savaş savaştı ve Doğu ekolü

sürpriz saldırının geleneksel bir savaş yöntemi olduğunu düşünüyordu. Hatta

olması gereken buydu. Burada bir Doğu-Batı çelişkisi yaşanması kaçınılmazdı.

Ordudaki batı eğitimli subaylar uyarıda bulunuyorlardı.

Yapılan propaganda Amerikalıların yerinde bir tepki veremeyeceğine ikna etti

Japonları. Zaten savaşçının sahip olması gereken Buşido disiplininden haberleri

de yoktu.

Ve saldırı başladı. Tarihin en parlak saldırılarından biriydi. Dünyanın neredeyse

altıda birini kaplayan geniş bir alanda uçaklar ve gemiler koordinasyon içinde

düşman hedeflerini sürpriz saldırılarla vurdular. O hız ve güvenle de kendilerine

karşı çıkan herkese savaş açtılar. Ama bu da savaşı kaybetmelerine neden

olacaktı. Askeri planları harikaydı ama diplomasileri çok zayıftı Japonların.

Diplomatik ilişkileri kestiklerini üçüncü sınıf bir haberleşme sistemiyle

bildirdikleri için bu bilgi saldırıdan saatler sonra Amerika’ya ulaşmıştı. Bu gafı

duyan Yamamoto “Korkarım tüm yaptığımız uyuyan bir devi uyandırmak oldu”

demişti.

Savaş ilanı saldırıdan Önce ulaşmış olsa bile işe yaramayacaktı, çünkü ABD

apar topar Filipinler’deki birliklerine yardıma koşmadı. Filipinler’deki orduyu

feda edip daha sonra daha güçlü bir orduyla ortaya çıkabileceğini düşündü.

Japonların Amerikalıları savaşa girmeye zorlamasının ardından Midway’deki

deniz savaşında kesin zaferi elde edeceklerini düşünüyorlardı. Ancak hiç de öyle

olmadı, Japonlar düşmanlarını fazlaca küçümsemişlerdi. Amerikan pilotlarının

bombalarıyla denizin dibini boylayan gemilerini gördükçe Japon donanmasının

komutanı Nagumo yanındakileri dönüp “Vay anasını bu Amerikalıların da

Bushido’su varmış” dedi.İlgili resim

 

Japonların saldırısının Roosevelt’i savaşa girmek zorunda bıraktığına dikkat

çeken birçok tarihçi Japonların bu saldırı ve tahrikleri olmasa ABD’nin savaşa

fiilen girmeyebileceğim ileri sürerler. Japonya’da Kuzey Ekolu ipleri eline

geçirseydi ABD’ye saldırmayacak ve muhtemelen savaşın gidişatı ve tabii

bugünkü dünya çok farklı olacaktı.

CEVAP VER