Hiroşima ve Nagasaki

0
27

6 ve 8 Ağustos 1945’te ve üzerine birer atıldı. Aynı gün, Yalta Konferansı’nda alınan karar uyarınca, Sovyetler Birliği de Japonya’ya savaş ilan etti. Atom silahının ürkütücü gücü ve Sovyet tehdidi karşısında, Japonya “İmparator Hiro Hito’ya dokunulmaması şartıyla teslim oldu ve II. Dünya Savaşı sona erdi.

 19. yüzyılın ortalarına kadar Uzakdoğu’da kapıları Batı Uygarlığı’na ve dış dünyaya kapalı bir ada ülkesi olan Japonya, 1854’ten sonra ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri, ardından da İngiltere, Hollanda ve Rusya ile imzaladığı ticaret anlaşmalarıyla kabuğundan çıktı.

Ülkede, “Meiji Restorasyonu” denilen reformlar dönemi sırasında idare, eğitim ve teknolojiyle birlikte değişen kurumlardan birisi de ordu oldu. Bu değişim sürecinde önce Japonya’nın soylu asker sınıfını oluşturan “Samuraylar”ın desteğiyle “Daymiyoluk” kaldırılarak feodal sistem yıkıldı ve imparatora bağlı güçlü bir merkezi idari yapılanmaya gidildi. Yeni bir oligarşinin eline geçen Japon yönetiminin çalışmalarıyla, Samuraylar yavaş yavaş tarih sahnesinden çekilmeye başlarken, modern Japon İmparatorluk Ordusu, 1867’de kuruldu.

Emperyal bir siyaset izlemeye başlayan Japon İmparatorluğu ve Modern Japon İmparatorluk Ordusu, ilk büyük askeri başarısını 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nda kazandı. Rusya’yı mağlup ederek, devletlerarası dengede ve Uzakdoğu’da hesaba katılması gereken bir güç haline gelen Japonya, 1919’da Büyük Okyanus’taki Alman adalarını, 1930’larda Mançurya’yı, ardından da Çin’in bir kısmını ele geçirdi. 1939 yılında, II. Dünya Savaşı başladığı sırada Japonya, savaş ekonomisi yararına, büyük ölçüde denizlerdeegemen bir imparatorluk kurmak için çalışmaktaydı. 1941 Ekim’inde General Tojo’nun Başbakan olmasının akabinde, II. Dünya Savaşı’na Almanya ve İtalya’nın başını çektiği Mihver Devletleri yanında dahil olan Japonya İmparatorluğu, uyguladığı genişletme programı ile “1937’de 24 tümen ve 51 hava filosundan oluşan askeri gücünü,1941’de 51 aktif tümene ve 133 hava filosuna çıkardı. Bunların haricinde 30 tümen daha görev alacaktı. Böylece Japon Ordusu 2 milyon yedek destekli, 1 milyondan fazla askere sahipti.” Bu sayede Japon birlikleri, Aralık 1941’den Mart 1942’ye kadar tüm Güneydoğu Asya’ya saldırdılar: Filipinler, Hollanda Doğu Hint Adaları, Hong Kong, Malezya ve Singapur’u ele geçirdiler.

Amerika birleşil Devletleri taraflara herhangi bir şekilde doğrudan müdahale de bulunmuyor olsa da kendi güvenliği açısından korunmasını gerekli gördüğü her devlete malzeme yardımında bulunuyordu. Bu durumu çıkarlarına zararlı olarak gören Japonya, 7 Aralık 1941’de, savaş ilanı olmaksızın, altı uçak gemisinden havalanan uçaklarla, Pearl Harbor’da bulunan Amerikan donanmasının büyük kısmını batırdı. Böylece ABD de fiilen savaşa dâhil oldu. 1945 yılında savaşın sonuna yaklaşılırken Japon egemenliğindeki Iwo Jima ve Okinawa adaları, çetin mücadeleler sonunda, ele geçirildi. Japonlar, esir düşmek yerine intihar etmeyi ya da patlayıcı yüklü uçaklarını Amerikan gemileri üzerine düşüren kamikazeler gibi ölmeyi seçiyorlardı.

Amerikan uçaklarının rahatlıkla ulaşabileceği mesafede bulunan Japonya, yoğun bombardımana tutuluyordu. Japon birliklerinin ve halkının direnişi daha da şiddetli çarpışmalar olacağını haber veriyordu. ABD Genelkurmayı Japonya’nın işgali sırasında bir milyondan fazla kayıp verileceğini tahmin ediyordu. Örneğin, “Iwo Jima Adası’nı 10 hafta boyunca havadan bombardıman eden ve metrekare başına 13 ton bomba yağdıran Amerikan Kuvvetleri, 19 Şubat 1945 günü sahile ayak bastıklarında,adanın altında kazılan tünellerde, bekleyen 25.000 Japon askerinin hücumuna uğradı. Binlerce Amerikan askeri dakikalar içerisinde öldü. 200 kadarı dışında 25.000 Japon askerinin tümünün öldüğü bu savaşta, adaya çıkan her üç Amerikan askerinden biri yok edildi. Amerikan ordusunun Iwo Jima’da verdiği toplam kayıp ise 23.000 ölüydü.

Bu şiddetli direniş nedeniyle, 6 ve 8 Ağustos 1945’te Hiroşima ve Nagasaki üzerine birer atom bombası atıldı. Aynı gün, Yalta Konferansı’nda alınan karar uyarınca, Sovyetler Birliği de Japonya’ya savaş ilan etti. Atom silahının ürkütücü gücü ve Sovyet tehdidi karşısında, Japonya “İmparator Hiro Hito’ya dokunulmaması şartıyla teslim oldu ve II. Dünya Savaşı sona erdi.

 

Ülkeyi işgal eden ABD, Japon ordusunu bir daha kurulmamak üzere dağıttı. İşgal kuvvetleri komutanlığına atanan General MacArthur’un emriyle 2 Şubat 1946’da bir “Japon Anayasası” hazırlandı. 26 Temmuz 1947’de yürürlüğe giren Yeni Anayasa göre; Devletin ve Milli birliğin sembolü olan İmparator’un yetkileri sınırlandırıldı. Bugün de geçerliliğini koruyan: “Düzene ve adalete dayalı uluslararası bir barışı gönülden dileyen Japon milleti; halkın hükümranlık hakkı olarak savaştan ve uluslar arası anlaşmazlıkları çözmede tehdit ve kuvvet kullanmaktan daimi olarak vazgeçer. Bu itibarla, hiç bir kara, deniz ve hava kuvveti veya her hangi diğer bir savaş kuvveti muhafaza edilemez. Devlete savaşma hakkı tanınmaz” şeklindeki 9. Maddesi ile Japon ordusu lağvedildi.

Savaş sonrası Japonya’nın ABD ordusu tarafından korunmasını garanti altına alacak anlaşmalar imzaladı. Yapılan anlaşmalar çerçevesinde ABD ordusu, Japon topraklarına konuşlanarak ülkeyi savunma görevini üstlendi. Japonya’nın sahip olduğu “Meşru Müdafaa Gücü” adlı askeri yapılanması, sadece lojistik destek amaçlı olarak korundu.

Bugüne kadar gelişen süreçte ekonomik ve teknolojik altyapısını geliştiren ve büyüten Japonya, 2000’li yıllardan itibaren “kendi anayasasına rağmen” uluslararası barış güçleri kapsamında ülke dışına askeri birlik göndermeye başladı. Son dönemde özellikle Çin ve Kuzey Kore’nin tehditlerine karşı, Japon Başbakanı Şinzo Abe, seçim kampanyalarında ulusal güvenliğe daha fazla bütçe ayrılması gerektiğini savunarak, Anayasa’daki 9. maddeyi değiştirmeyi, II. Dünya Savaşı sonrasında lağvedilen Japon ordusunu yeniden yapılandırmak istediğini açıkça vaat ve ifade etti. Yapılan son erken genel seçimlerden zaferle çıkan Liberal Demokratların lideri Şinzo Abe’nin gündeme getirdiği anayasa değişikliğinin halk ve milletvekillerince de desteklendiğini ortaya koyan araştırma ve anketler yayınlandı.

 

CEVAP VER