Kütüphanemizde bulunması Gerek 5 Mükemmel Şiir Kitabı

0
71

, Turgut Uyar, Özdemir Asaf, Attila İlhan başta olmak üzere Türk Edebiyatı’nın okunması gereken kitaplarını derledik.

1. Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet

Nazım Hikmet’in başyapıtı kabul edilen 5 ciltten oluşan bu kitap, memleketimizi içten, lirik ve yalın bir dille anlatan ve her kütüphanede olması gereken bir eser.

nazım hikmet, memleketimden insan manzaraları, okunması gereken şiir kitapları

Nazım Hikmet, kitabın önsözünde şöyle diyor: “İnsan Manzaraları’nı 1939 yılında Bursa Hapishanesi’nde yazmaya başladım. İnsan Manzaraları’nda, şiirin birkaç sözle çok şey söyleyebilme olanaklarından yararlandım. Kimi zaman şiire çok yaklaştım. Kimi zamansa çıplak bir nesir olarak kaldı yazdıklarım. Tiyatro ve sinemanın olanaklarından yararlandım destanımı yazarken. İşte böyle sayın okurlarım. Son olarak bir şey daha söyleyeceğim: İnsan Manzaraları’nda kimi zaman beş dizede, kimi zaman bütün bu üç kitap boyunca anlatılan insanların hiç değilse yarısı, yaşamlarına kişisel olarak tanık olduğum kimseler; diğer yarısı benim imgelemimin kahramanlarıdır.”

Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları Piraye’ye yazılmış bir şiirle başlar:

“Hatice, Piraye, Pirayende
doğum yeri neresi
kaç yaşında sormadım
düşünmedim
bilmiyorum.
dünyanın en iyi kadını
dünyanın en guzel kadını
benim karım.
bu bahiste
realite umrumda değil
939 yılında istanbul’da tevkifanede başlanıp
…………………. biten bu kitap
ona ithaf edilmiştir”

2. Kayayı Delen İncir – Turgut Uyar

Turgut Uyar, Kayayı Delen İncir kitabında ölüm ve yalnızlıkla kuşatılmışlık içinde süregelen yaşam içinde umuda da yer verir: “Yaşamı anlamsız bulduğum zamanlar oldu ama hiç solgun bulmadım. Ayrıca solgun ve anlamsız olan dirimin kendisi değil, yaşam içinde, yaşamı belirleyen yaşama parçalarıdır. Yaşamı anlamsız bulsaydım, Kayayı Delen İncir adını vermezdim kitabıma.”

turgut uyar, kayayı delen incir, okunması gereken şiir kitapları

Uyar’ın bu kitabında konu bütünlüğü ve yalınlık daha çok göze çarpmaktadır. 1982 yılında yaptığı bir konuşmada, o yıllarda şiirinde geldiği noktayı şöyle anlatır: “Gençlik şiirlerime bakınca iyice şairane olduğumu görüyorum. 1950’den sonra yeni bir şairaneliği geliştirdik. Uzun zamandan beri de yalın olmaya çalışıyorum. Mümkün olduğu kadar çok somut imgeler bulmaya çalışıyorum.”

“Hayatın kutlu olsun sevgilim
ki sana değişe değişe aktım
kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
uykusuz kalır mı onlar bilmem aslında
sevgilim sevgilim
bir orman gibi çoğal aramızda
şehirden bir çocuk olarak şurda burda
bir sabuntozu markasında köpürerek
çınarın tutsaklığını
ve menekşenin tutsaklığını
ve menekşenin sevincini yaşa
sevgilim sevgilim
hüzüne yer var hayatımızda”

(Aramızdaki şiiri)

3. Böyle Bir Sevmek – Attila İlhan

Attila İlhan, modern hayatın bizden aldığı değerleri sorgulayan, varoluş kaynaklarımıza dönmeyi anlatan ve büyüsü bozulan hayatta, yaşamı simgeleyen şiirleri ile Türk şiirinin ölümsüz şairlerindendir.

attila ilhan, böyle bir sevmek, okunması gereken şiir kitapları

Böyle Bir Sevmek kitabı, 1977 yılının Nisan ayında yayımlanmıştır. Bu kitabında daha önce yayımlanan Yasak Sevişmek ve Tutuklunun Günlüğü kitaplarından farklı olarak Divan Şiiri’nin etkisini göremeyiz. Kitap 6 bölümden oluşur. Kitabın sonunda Attila İlhan’ın dergilerde yayımlanmış yazılarından derlemeler var.

“Yahu Türkiye’de ozan olsun, romancı olsun sanatçıların hemen hepsi bu iki kafaya yatmamış mı, birileri doğru bir devrimci düşünce adına, ağzına geleni yazıp söylemeyi has sanatçılık sayıyor, öbürleri estetik bir özüre sığınıp değişmez bir bireyselliğin savunmasını yapıyor. En güzeli, her ikisinin de yaptığı işi en doğrusu diye yapması, bir de sanatı halk yığınlarına götürecek yol diye tanımlaması. Ne dersiniz, geniş halk yığınlarına ulaşıyor mu sanat?”

“Sevim senden başka bir kızla çıkmadım
Sevim seni sevdim yeri geldi söylüyorum
Şöyle bir dokunman insanı dinlendiriyor
Kimde var bu soyulmuş muz güzelliği
Bu gece derini gözler içinden çıkamadığım
Belleğime işlenmiş bu başak inceliği
Biraz daha sokulsana galiba ölüyorum
İçimde ağır ağır bir çınar devriliyor
Yoksulum mutluluğum seninle yaşamaktı”

(Galiba Ölüyorum şiiri)

4. Yerçekimli Karanfil – Edip Cansever

Edip Cansever, 1957’de yayınlanan Yerçekimli Karanfil ile kendisine özgü bir şiir evreni kurdu. İkinci Yeni akımının özgün örneklerini verdi. Yerçekimli Karanfil’i kimileri bir geçiş, kimileri tipik bir İkinci Yeni ürünü, kimileri de İkinci Yeni’ye başlangıç saymıştır. Ahmet Oktay ise “Cansever, Yerçekimli Karanfil’de sözcüğün tam anlamıyla özcü bir şairdir” der. Cansever, şiirinde zamanla sevinç yerini bunalıma, toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini, yıkıcı bir umutsuzluğa bıraktı.

edip cansever, yerçekimli karanfil, okunması gereken şiir kitapları

“Sanki hiçbir şey uyaramaz
İçimizdeki sessizliği
Ne söz, ne kelime, ne hiçbir şey
Gözleri getirin gözleri.
Başka değil, anlaşıyoruz böylece
Yaprağın daha bir yaprağa değdiği
O kadar yakın, o kadar uysal
Elleri getirin elleri
Diyorum, bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk
Birleşip salıverelim iki tek gölgeyi.”

(Gözleri şiiri)

5. Üvercinka – Cemal Süreya

İkinci Yeni şiirinin öncü simalarından biri olarak değerlendirilmesine rağmen Cemal Süreya şiirinde ikinci yeni şiiriyle ters düşen birçok unsur bulunmaktadır. O, şiir dilini yaşayan ve günlük hayatta kullanılan dil içinden hareketle oluşturmanın gayreti içinde olmuştur.

cemal süreya, üvercinka, okunması gereken şiir kitapları

Üvercinka, şiir tarihimizde, hala öncülüğünü, değişikliğini, özgünlüğünü koruyan bir kitaptır. İkinci Yeni’nin doğuşunu sağlayan kitap olarak gösterilir. Cemal Süreya’nın ilk kitabı Üvercinka, yayımlandığı yıl Arif Damar’la beraber 1958 Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanır. Yakın çevresine göre Üvercinka başlıklı şiirinin esin kaynağı, şiirin yayınlanmasından kısa süre önce ayrıldığı sevgilisidir.

“Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik”

(Aşk şiiri)

CEVAP VER