Orhan Gazi’nin Tahta Çıkması

0
132

Osman bey tahta çıktığı yıl iki müjdeye tanık olmuştu. Karacahisar alınmış ve oğlu Orhan dünyaya gelmişti. Orhan bey de tahta çıktığı sene (1326) babası gibi iki mutlu olayı birlikte yaşadı. Aynı yıl hem Bursa fethedildi hem de Osmanlıların üçüncü padişahı Murad dünyaya geldi.

Orhan, ilk iş olarak, kardeşi Alâeddin’e ülkenin bölüşülmesini teklif etti. Os-manlı İmparatorluğu’nun ilk siyasi ve İdarî kuramlarının kurucusu olan Alâeddin bu teklifi kabul etmedi. Orhan’ı biricik mirasçı göstermiş bulunan babasının vasiyetine saygı göstererek, babasının mirasının yarısını bile kabul etmeyip, sadece Nilüfer çayının batı yakasına düşen Kete vadisinde bir köyü istedi. Bunun üzerine Orhan, kardeşi Alâeddin’e:”Madem ki sana teklif ettiğim atları, inekleri, koyunları almak istemiyorsun; milletimin çobanı, yâni vezir ol” dedi.

Alâeddin bunu uygun gördü ve Devletin yükünün ağırlığını, padişah ile bölüştü. Savaş sanatına ilgisiz olduğundan hükümetin ihtiyaçları ile uğraştı. Kardeşi yeni fetihlerle ülke sınırlarını durmadan genişletirken, o da devleti yeni kuramlarla kuvvetlendirdi. Orhan, Bursa’nm fethinden sonra, muhteşem şehre gönlünü kaptırdı. İdare merkezini babasının vasiyeti doğrultusunda Yenişehir’den Bursa’ya nakletti.

Orhan bey’in silâh arkadaşları Akça Koca, Konuralp, Abdurrahman Gazi ve Karacabey, İznik ile İzmit’teki Rum askerini son derecede yorduktan sonra, kuzeyde Karadeniz, güneyde İzmit Körfezi ve batıda Boğaziçi ile sınırlanan yarıma

daya girdiler. Boğaziçi kıyılarına, Aydos ve Semendere’ye doğru ilerlediler. Semendere’de kale komutanının oğlunun cenaze alayının geçmesi için kapılar açılı-verince; Osmanlılar hücuma geçip komutanı esir aldılar. Sonra da İzmit hâkimi, kurtuluşu için gerekli fidyeyi verince, ölümden yakasını kurtardı. Kaleyi Akça Koca aldı. Ondan sonra da bu bölgeye Koca ili adı verilmiştir.

Aydos dağının doğu tarafında kurulmuş bulunan Aydos kalesi, Konuralp ile Gazi Abdurrahman tarafından kuşatıldı. Romantik bir olaydan dolayı kalenin kapıları açılmamış olsaydı; yüksek duvarları olan kalenin fethi belki de başarılama-yacaktı. Komutanın kızı surların üzerinden Abdurrahman’ı görmüş, hemencecik âşık olmuştu. Bir gece düşünde onu gördü. Sonunda dayanılmaz bir duyguya yenilerek, ona mektup bağlı bir taş atmaktan kendini alamadı. Bu mektupta, geceleyin kaleden içeri girme yolunu tarif ediyor, ayrıca kalenin fethine yardım edeceğine söz veriyordu. Bunun üzerine Gazi Abdurrahman, seksen kişi ile kaleye girdi ve kaleyi aldı.

Fetihten birkaç gün sonra, Konuralp; Gazi Abdurrahman’ı komutanın kızı ile beraber Aydos’un fethi haberini Sultan Orhan’a ulaştırmakla görevlendirdi. Orhan bey, kızı mükâfat olarak Abdurrahman’a verdi. Sonraları yiğitlikte babasına rakip olup büyük bir şöhret kazanan Kara-Abdurrahman bu nikahın meyvesidir. Bu bahadır, düşmanlarını o kadar yıldırmıştır ki; Rum kadmları onun ölümünden çok zaman sonraları da, çocuklarını, “Kara-Abdurrahman geliyor” diye korkuturlardı.

İzmit şehri, 1327’de Koyulhisar’ın fethi ertesinde ele geçirilmiştir. İzmit’in, Moğol Hanının nişanlısı Man Paleolog’un kardeşi, Kaloyani tarafından savunmasına çalışılmasının faydası olmamıştır. Şehir alınınca da Kaloyani öldürülmüştür.

CEVAP VER