Veziriazam İdamı Hakkında Bilgiler

0
54

İdam edilen 44 Veziriazam’ın dramı

İstanbul fethinin 20. günü Fatih Sultan Mehmed, Edirne’ye döndü. Tantanalı bir alay ile şehre girdi. Zafer alayında birçok kişi bulunmakta idi. Padişahın ihtişamlı kortejini teşkil edenler arasında Vezir-i âzam Halil Paşa da “tutuklu” olarak vardı. Çandarlılarm dördüncüsü olan Halil Paşa’nm kısa bir süre sonra başı kesildi. Devletin en büyük memurunun idamı konusunda Osmanlı tarihinde bu ilk örnektir. Bu tarihten sonra zaman zaman sadrâzamların kaderlerinde böyle sonuçlar görülecektir.

Fatih’in bu hareketi, Rumların gizli dostu olan ve kendisini rüşvetten kurta-ramamış bulunan Halil Paşa’nm geçmişteki entrikaları gözönünde tutulursa haksız sayılmaz. Notaras’m Padişahla görüşmesinde Fatih’in, şehrin ısrarla karşı koymasındaki sebebi sorması üzerine verdiği cevapta: Halil Paşa’nm imparatoru ve senatoyu direnmeye ve savunmayı bırakmamaya teşvik eden mektuplarının da bir sebep olduğunu ifâde ettiğini burada hatırlamak, yerindedir. Padişah kısa bir süre niyetini gizlemişse de sonradan Veziri hapsettirmiş ve bunu da onun idamı izlemiştir.

Yüzyirmi bin duka ile dolu bulunan hâzinesi müsadere edilmedi ve yakınları matemini tutmaktan men olundu. Halil Paşa’nm yardımcıları olan iki vezir, Ya-kup ve Mehmed Paşalar, görevlerinden azledildiler. Onların da bütün malları alındıktan sonra sürgüne gönderildiler. Padişah, Halil Paşa’nm kendisini Rum altınlarına satmış olduğundan şüpheleniyordu. Bir gün bir kapıya zincirle bağlı bir tilkiyi görerek Zavallı mecnun, niçin hürriyetini satın almak üzere Halil’e başvurmadın?” demişti. Bu sözler Veziri adamakıllı korkuttuğu için Hacca gitmek sureti ile padişahın öfkesinden gizlenmeye niyet etmişti. Bununla beraber şüphelerini gideren özel bir padişah mektubu üzerine hizmette devama karar vermiş idi.

Sultan, Edirne’den, Mısır Sultanı’na, İran Şahı’na, Mekke Şerifine zafernâme-ler yollayarak fethi bildirmiş; komşu Hıristiyan devletlerinin kutlamalarına da teşekkür cevabı vermişti. Sırbistan ve Mora despotları.Padişahm huzuruna her yıl, birer elçi göndermeye muvafakat etmek zorunda kaldılar. Sakız ve Midilli hâkimleri olan iki Ceneviz beyinden biri üç bin, öteki altı bin duka yıllık vergi taahhüdü alındı. Trabzon ile Karadeniz’in Anadolu sahili için, her yıl bir elçi aracılığı ile Sultana sunulmak üzere oniki bin duka vergi konuldu. Osmanlı padişahlarına en önce itaat etmiş Hıristiyan hükümeti olan Ragoza Cumhuriyeti’nin de vergisi beşyüz dukadan üç bin dukaya yükseltildi. Bu Cumhuriyet firari Rumlara, bâzı tanınmış bilginlere ve ailelere karşı gösterdiği yakınlığın cezasını, vergisinin arttırılması ile çekmiş oluyordu.

Rodos Üstad-ı azami ile Venedik Doçunun elçileri, barış konuşmaları için Edirne’de bekliyordu. Bu sıralarda, yani Ağustos ayında Sırp despotunun elçisi geldi. Elçi bu vergiden başka esirlere bol miktarda sadaka verdiği gibi, Despot Jorj’un emri uyarınca esirlerden genç, yaşlı yüz rahibeyi de satın alarak esirlikten kurtardı.

CEVAP VER