Yavuz Sultan Selim Hayatı Hakkında Bilgiler

0
71

Yavuz Sultan Selim Hayatı Hakkında Bilgiler

Keskin” ve “Eğilmez” anlamına gelen “Yavuz” unvanı verilen Sultan Selim, Asya ve Avrupa’da birçok tarihçiler tarafından öğülmüş, eşi pek az görülen büyük bir devlet adamı olarak saygı ile anılmış ise de; onun icraatını, politikasını ve sert davranışlarını eleştirenler de olmuştur. Katma gönderilen bâzı elçilerin tenkitleri, onu aşırı derecede metheden bâzı yazarların mütaalâ-ları ile bağdaşmamaktadır.

Söz gelimi Venedik elçisi Foskolo’nun kendi cumhuriyetinin şefine yolladığı bir raporda şu sözler yer almaktadır: “Kırmızı yüzlü olan Selim, zâlim görünüşlüdür. Karakteri, kendisine yeniçerilerin sevgisini kazandırmıştır. ” Bir başka raporda (5 Nisan 1512) Venedik elçisi, “Bu hükümdar sadece fetihler düşünmekte ve yalnızca savaşla ilgili işlerle meşgul olmaktadır. ” demektedir.

Osmanlı tarihçilerinden Cenabî ile Hezarfen ise Yavuz’u daha güzel ve ihtişamla anlatmışlardır. Cenabî şöyle demektedir:

“Selim, uzun boylu idi. Fikrinde cüüet ve ziyade selâmet vardı. Şiiri sever ve başarı ile söylerdi. Öfkeli, sert, baskıya eğilimli olarak kendini bütünü ile halkın işlerine vermişti. Yeryüzünde düzeni korumak azminde idi. Olağanüstü bir zekâya sahip büyük bir Padişah’tı. Çoğu zaman halk arasında gezer ve tanınmamak için her defasında elbisesini değiştirirdi.

Birçok ajanları vardı ki, her tarafa girip çıkarlar ve olup biten şeylerden kendisine haber getirirlerdi. Sultan Selim İran, Türk ve Arap şiirlerinde temayüz etmişti. Mısır seferi sırasmda, bir süre Ravza adasmda oturmuş ve emri üzerine yapilmiş olan bir arap köşkünün duvarına kendi kaleminden çıkan iki beyit yazdırmıştır. Müftü ve şair meşhur Kemal Paşazade’nin bu padişah hakkında yazdığı mersiyede, az zaman içinde çok iş yapmış, ikindi güneşi gibi kısa zaman içinde yeryüzüne uzun bir gölge salmış olduğunu söylemesi, gerçeğin bir ifadesidir.

Hezarfen ile başkaları da Cenabî’nin ifâdesini hemen hemen aynen naklederler. Bunlar ve devletin vak’anüvisi Hoca Sadeddin, Yavuz Sultan Selim‘in faziletlerine derin bir hayranlıktan başka bir şey söylemezler.

Tarihçi Âli, İran şahını yenen, Memlûk sultanlarını ezen, Mısır’ı fetheyleyen Selim’in kalitesini ve yüksek başarılarını tantanalı bir şekilde metheder. Birçok tarihçiler Yavuz Sultan Selim‘e; Fatih Sultan Mehmed ile birlikte Allah tarafından özellikle korunmaya mazhar olmuş sultanlar gözü ile bakarlar. Bununla beraber Âli, Sultan Selim‘i, babasını tahtından indirmeye sevkeden sebepleri serbestçe belirtir. Bu tarihçi. İran seferi esnasmda yeniçerilerin ayaklanmasının sebeplerini de açıkladıktan sonra Yavuz zamanında Osmanlılar arasında dillerde dolaşan “Sultan Selim‘e vezir olasın” temennisinin meydana çıkışını da anlatır. Der ki:

“Bu söz vezirlerin hemen daima bir ay görevde kaldıktan sonra azledilerek cellâda teslim edilmiş olmalarmdan ileri gelir. Bunun içindir ki, vezirlerin, vasiyetnamelerini ceplerinde taşımaları gelenek haline gelmişti. Her vezir huzurundan çıktıklarında, kendilerini yeniden dünyaya gelmiş sayarlardı. ” Bu sebepledir ki; büyük bir cesaret ve asalete sahip bulunan Vezir-i Âzam Piri Paşa, yarı ciddî yarı şaka olarak, Yavuz Sultan Selim‘e şunu söylemeye cüret etmişti:

Padişahım, bu sadık kulunu da ergeç bir bahane ile öldüreceğini biliyorum. O gün gelmeden, bu dünyadaki işlerini düzeltmek için ve öbür dünyaya hazırlanabilmek üzere bana birkaç saat müsaade etmez misiniz?” Padişah kahkaha ile gülmekten kendisini alıkoyamıyarak:

Çoktanberi ben de onu düşünüyorum. Fakat vezir-i âzâmlık görevini senin gibi görebilecek bir kimse bulamıyorum. Yoksa dileğini yerine getirmek benim için kolaydır. ” cevabını vermişti.

Yavuz Sultan Selim‘in devlet yönetiminde, merhametli olduğu söylenemez. Düşmanlarının, hattâ dostlarının, en yakın akrabasının, kendisine bağlı vezirlerinin kanını akıtmaktan sakınmamıştır. Yavuz savaşı, ihtiraslı denecek şekilde sevdiği için yeniçerilerin gönüllerini kazanmıştı. Benzeri görülemiyecek kadar olağanüstü bir dinamizme, faaliyete sahipti. Ne yeme-içmeye, ne de harem zevklerine düşkündü. Sadece günlerini avlanmak, yahut silâh kullanmakla geçirmek isterdi.
Zamanının pek azını uykuya ayırdığından gecelerinin büyük kısmını tarih yahut Farsça şiirler okumakla doldururdu. Yavuz Sultan Selim Farsça başarılı bir dîvân da bırakmıştır.

Ciyoviyo, Yavuz Sultan Selim‘in, Sezar ve İskender tarihini okumaktan zevk aldığını açıklamıştır. Selim, bilginlere saygı ve takdir besleyen büyük bir hükümdar sıfatı ile bunların en güçlülerini büyük mevkilere getirdi. Sultanlığı çağında bilgin Kemal Paşazade Ahmed, vak’a nüvis (historiograf) sıfatı ile onunla birlikte Mısır seferinde padişah refakatmda bulunmuştur. Necati’nin liyakatli rakibi şair Zatî, Yavuz Selim’in tahta çıkışını tebrik için kaleme aldığı bir kasideye karşı mükafat olmak üzere, yılda onbirbin beşyüz akçe kadar gelir getiren iki köy almıştı.

Yavuz Sultan Selim, giyimine dikkat etmeyi severdi. İnce zevki ve zarafeti ile temayüz etmişti. Kaftanı kıymetli işlemelerle süslü idi. Sultan Selim yuvarlak biçimde ve yukarısı tamamen şal ile örtülmüş bir kavuk giydi. Selimi de denilen bu serpuş Iran hükümdarlarından Keyhusrev’in tacına benzerdi. Yakınlan bu değişikliğin sebebini kendisinden sordukları zaman; padişah huzuruna devlet büyüklerinin silindir şeklinde bir sarık ve saray subaylarının sırmalı serpuşlar ile çıktıklanna göre, hükümdarın onlar gibi bir serpuş taşımasının uygun olmıyacağım ve başında Acem şahlarının benzeri bir taç bulundurması gerektiği karşılığını vermişti.

Kendinden öncekiler sakal bırakmış oldukları halde, Yavuz Sultan Selim, onların aksine sakalını tıraş ettirmiştir. Fakat bıyıklarını bıraktı. Bacakları kısa ve gövdesinin yukarı kısmı çokça uzundu. Yüzü yuvarlak ve gayet renkli, gözleri büyük ve parlak idi. Siyah ve sık kaşları ile büyük bıyıkları da onun bütün güçlü ve heybetli niteliklerini belirten şahsiyetini karakterize ediyorlardı.

CEVAP VER