Yeni ve Modern Kız Bebek İsimleri

0
560

A

  • Ahunaz: Nazlı güzel
  • Ahunisa: Güzel kadın
  • Ahunur: Göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan
  • Ahuse: Coşkulu güzellik
  • Ahuşen: Güzel ve neşeli
  • Ajda: Yeni filizlenmiş, çok genç
  • Ajlan: Hızlı, telaşlı, çabuk
  • Akasya: Güzel kokulu bitki
  • Akel: Eli uğurlu
  • Akgün: Bol ışıklı, parlak ve uğurlu gün
  • Aksev: Aydınlığı sevme, ışık saçma
  • Aksu: Temiz aydınlık su, akarsu
  • Aktan: Beyaz renkli tan, kutlu ve uğurlu tan
  • Alagül: Birden fazla rengi barındıran gül 
  • Alçiçek: Kırmızı çiçek
  • Alçin: Kızıl renkli küçük bir kuş adı
  • Aleda: Nazlı ve kaprisli
  • Alev: Yanan cisimlerin aldığı durumun tarifi
  • Aleyna: Üzerimizde olsun anlamına gelir
  • Algın: Gönül vermiş, vurgun, tutkun.
  • Algül: Kırmızı gül
  • Alım: Çekicilik, gönül çelen güzellik
  • Alkım: Gökkuşağı
  • Alkız: Kırmızı yanaklı, sağlıklı kız
  • Alpike: Kahraman kraliçe
  • Altın: Yüksek değerli bir maden
  • Açılay: Ay’ın şekilleri, yansıması
  • Asya: Dünyanın en büyük kıtası
  • Ayda: Dere kıyılarında yetişen bir bitki
  • Ayşıl: Ay ışığı
  • Alin ( Fransız ): Kibar, zarif ve narin
  • Almina ( Osmanlıca ): Güneş tutulmasındaki kızıllığa verilen isim
  • Anka ( Kökeni bilinmiyor ): Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan efsanevî bir kuş
  • Arden ( Kökeni bilinmiyor ): Bolluk bereket
  • Asel ( Arapça ): Cennetteki dört ırmaktan biri olan bal ırmağı
  • Aybike: Ay gibi güzel kız
  • Ayliz ( Kökeni bilinmiyor ): Ay parıltısı
  • Aymira ( Kökeni bilinmiyor ): Ayın etrafındaki kızıl renk
  • Ayza ( Kökeni Bilinmiyor ): Ay gibi güzel yüzlü kız
    B
  • Balın: Yar, sevgili
  • Bade: Aşk, kutsal sevgi
  • Bahar: mevsim
  • Balca: Bal gibi, bala benzeyen
  • Banu: Prenses, hanımefendi
  • Başak: Arpa çavdar gibi ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısım
  • Bediz: Resim, tasvir, süs, bezek
  • Begüm: Timuroğulları’ndan gelen prenses, hanım anlamında
  • Belgi: İşaret
  • Belgin: Kesin ve eksiksiz belirlenen
  • Beliz: İşaret, iz, alamet
  • Bengi: Ölümsüz, sonsuz
  • Bengisu: Ölümsüzlük suyu
  • Beniz: Yüz
  • Berin: En yüksek, en ulu
  • Bergüzar: Anılmak için verilen şey, andaç
  • Beria: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili
  • Beril: Zümrüt
  • Berna: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı
  • Berrak: Duru
  • Berran: Keskin, kesici
  • Beste: Bir müzik parçasını oluşturan ezgilerin tümü
  • Betül: Erkeklerden çekinen namuslu kadın
  • Beyza: Çok beyaz, lekesiz
  • Bihter: Daha iyi, en iyi
  • Bilge: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi
  • Bilhan: Çok bilgili
  • Billur: Duru, pürüzsüz
  • Binnaz: Çok nazlı
  • Binnur: Çok ışıklı, ışığı gür
  • Birsen: Yalnız sen
  • Buket: Çiçek demeti
  • Burcu: Güzel koku, ıtır
  • Burçin: Dişi geyik
  • Belda ( Osmanlıca ): Asil kan, soylu kan
  • Berfin ( Farsça ): Tertemiz, kar gibi beyaz
  • Berfu (Farsça ): Kar tanesi
  • Bige ( Türkçe ): Evlenmemiş, çocuğu olmamış
  • Bigem ( Türkçe ): Bilgili, çok bilen, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi
  • Bilun ( Kökeni bilinmiyor ): Yarım Ay
  • Biricik ( Türkçe ): Tek, bir tane, eşsiz
  • Buğlem ( Arapça ): Cenneti müjdeleyen melek
  • Buğu ( Türkçe ): Su buharı
  • Büşra: Müjde, sevinçli haber
    C
  • Canan: Gönülden sevilmiş, yar
  • Candan: İçten, gönülden
  • Canfeza: Müzikte bileşik bir makam
  • Cankız: Sevilen, sevimli, şirin kız
  • Cansu: Yaşam veren su
  • Cemre: Bahardan önce bir hafta arayla su, hava ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi
  • Ceren: Ceylan
  • Cevza: İkizler burcu
  • Ceyda: Uzun boyunlu ve güzel
  • Ceylan: Gözlerinin güzelliğiyle bilinen ince bacaklı, hızlı koşan, zarif hayvan
    Ç
  • Çağıl ( Türkçe ): Çağlayan suyun sesin
  • Çağla: Kayısı, erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali
  • Çiğdem: Akdeniz bölgesinde yetişen çok renkli kır bitkisi
  • Çimen: Kendiliğinden yetişmiş ot, yeşillik
  • Çise ( Türkçe ): İnce yağmur, çisenti
  • Çisil ( Kökeni bilinmiyor ): İnce yağmur
  • Çolpan: Çobanyıldızı
    D
  • Dalya ( Türkçe ): Yıldız çiçeği
  • Delfin ( Yunanca): Suda yaşayan memeli
  • Damla: Çok az miktar su
  • Defne: Yaprakları güzel kokulu yeşil bitki
  • Demet: Çiçek bağlamı, deste
  • Demi: Kadife, şeftali gibi şeylerin üzerinde bulunan ince tüy tabakası
  • Deniz: Yeryüzünün çoğunluğunu örten engin su
  • Deren: Toplayan, düzenleyen, pekiştiren
  • Derin: Sığ olmayan
  • Deryanur: Bilgisiyle ışık saçan kimse
  • Derya: Büyük deniz
  • Desen: Çiçek, çizgi gibi süs motifleri
  • Deste: Bağlam, demet
  • Devin: Hareket, kımıldanış
  • Dicle: Bir nehir adı
  • Didem: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim
  • Dilara: Gönül alan, gönül okşayan
  • Dilay: Gönlü aydınlatan ay
  • Dilek: İstek, rica
  • Dilem: Gönül ilacı
  • Dilay: Gönlü ay gibi parlak, ışıklı olan, berrak konuşan
  • Dilruba: Gönlü şen, dertsiz
  • Dilşah: Gönül şahı, sevgili
  • Diyar ( Kökeni bilinmiyor ): Memleket
  • Dolunay: Ayın tam yuvarlak olduğu hali
  • Duygu: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim
  • Dora: En yüksek yer, uç, tepe
    E
  • Ebru: Hareli boyama yöntemi
  • Ece: Kraliçe
  • Ecmel: Çok güzel
  • Ecrin ( Arapça ): Allah’ın hediyesi
  • Eda: Tavır, davranış
  • Ege: Türkiye’nin batısında yer alan bölge, deniz adı
  • Elçin: Deste, tutan
  • Elif: Arap alfabesinin ilk harfi
  • Elis ( Arapça ): Güzel kokulu bir çiçek
  • Eliz: El izi
  • Elvin ( Arapça ): Cennet çiçeği, Gökkuşağının her bir rengine verilen isim, sıcak
  • Elvan: Renkler, çeşitler
  • Esen: Sağlıklı, salim
  • Esin: Sabah rüzgârı
  • Esila ( Arapça ): Öğle namazı ile ikindi namazını kapsayan zaman dilimi
  • Esna: Yüksek, yüce
  • Esra: En çabuk, çok çabuk
  • Eti: Hitit
  • Evin: Bir şeyin içindeki öz
  • Eylül: Sonbaharda bir ay adı
  • Ezgi: Melodi
    F
  • Ferah: Aydınlık, iç açıcı
  • Feray: Ay ışığı, ayın parlaklığı
  • Ferda: Gelecek zaman, yarın
  • Feyza: Bolluk, çokluk, bereket
  • Fidan: Yeni yetişen ağaç
  • Figen: Yaralayan, kıran
  • Firuze: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı
  • Fuşya ( Alman ):Bir süs çiçeği, bu çiçeğe özgü pembe renk
  • Fulya ( İtalyan ): Keskin kokulu güzel çiçek
  • Fulden: Her zaman geniş açık görüşlü
  • Funda: Küçük çalılık ve süpürge otu
  • Füsun: Büyü
    G
  • Gamze: Gülerken yanaklarda beliren çukur
  • Gaye: Amaç
  • Gazel ( Arapça ): Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli
  • Gece: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süre
  • Gelincik: Yazın kırlarda yetişen, parlak kırmızı renkli bir çiçek
  • Gerçek: Yakıştırma veya yalanı olmayan
  • Gizem: Sır
  • Gonca: Tam açılmamış çiçek
  • Gökçe: Gök mavisi, güzel
  • Göksu: Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların adı
  • Gözde: Çok sevilen, beğenilen nitelikte
  • Gözen: İlgi çekici, samimi
  • Gupse ( Çerkezce ): Gönülden olan, candan, sevecen
  • Gurur: Özsaygı, iç değer
  • Güher: Cevher
  • Gülbahar: Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı toprak rengi
  • Gülçin: Gül toplayan
  • Gülfem: Gül ağızlı
  • Gülgün: Gül renkli
  • Gülistan: Gül bahçesi
  • Güliz: Gül-iz
  • Gülizar: Alaturka müzikte bir bileşik bir makam
  • Gülriz: Gül saçan
  • Gülşah: “Baraka” ile “Gülşah” öyküsünün kadın kahramanı
  • Günçiçek: Ayçiçek
  • Güzel: Hoşa giden, hayranlık uyandıran
  • Güzin: Seçilmiş, seçkin
  • Günce: Günlük, günlük yazılan, anı
  • Güneş: ışık ve ısı yayan büyük gök cismi
  • Güz: Sonbahar
    H
  • Hare ( Farsça ): Sert taş, kaya
  • Handan: Güleç, sevinçli
  • Harika: Sıradanlığın üstündeki nitelikleri ile insanda hayranlık uyandıran
  • Haslet: Doğuştan gelen güzel huy
  • Hayal ( Arapça ): İnsanın kafasında canlandırdığı şey
  • Hayat ( Arapça ): Dirilik, canlılık
  • Hazal: Kuruyup dökülen ağaç yaprakları
  • Hazan: Sonbahar
  • Hazar: Barış
  • Haziran: Yaz aylarından biri
  • Hece: Bir solukta çıkarılan ses öbeği
  • Heves: Bir şeye duyulan istek
  • Hevin ( Kürtçe ): Aşk, sevda
  • Helin: Yuva
  • Hoşseda: Hoşa giden ses
  • Hülya: İnsanın kurduğu tatlı düş
  • Hümeyra: Kızıllık, pembelik
  • Hüner: İnce ve şaşırtıcı ustalık
  • Hürrem: Sevinçli, güler yüzlü
  • Hüsna: Pek çok güzel
  • Hüsün: Güzellik
  • Hilal ( Arapça ): Yeni ay şeklinde olan ay, ayça
  • Hüma: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu
    I
  • Ilgaz: Atın dörtnala koşması
  • Ilgım: Serap
  • Ilgın: Süs bitkisi
  • Irmak: Akarsuların en büyüğü
  • Iraz ( Türkçe ): Uzak, ırak
  • Işıl: Parıldayan ışık
  • Işılay: Ay ışığı
  • Işın: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi
  • Işık: Işıma, aydınlık
  • Itır: Güzel koku
    İ
  • İdil: İçten ve saf aşk
  • İlayda: Su perisi
  • İlkim ( Türkçe ): İlk doğan çocuklara verilen isim
  • İlknur: İlk ay, ayın ilk hali
  • İrem ( Arapça ): Cennet bahçesi
  • İlter: Yurdu koruyan, yurtsever
  • İmge: Gerçekleşmesi çok zor olan düş
  • İmren: Görünen şeyi edinme isteği
  • İnci: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde
  • İncilay: Parlama, ışıldama
  • İpar: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçek.
  • İpek: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş
  • İris: Mitolojide tanrıların elçisi
  • İyem: Güzellik
  • İzem ( Arapça ): Büyüklük, ululuk
  • İzel: El izi
  • İzgi: Güzel, adaletli
    J
  • Janset ( Çerkezce ): Güzel kız, kraliçe
  • Jale ( Farsça ): Gece meydana gelen ve sabah çiçekler üzerinde görülen su damlacığı, çiğ
    K
  • Kardelen: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi
  • Kayla ( Yunanca ): Kötülükten uzak, masum
  • Kumru: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen bir kuş
  • Kumsal: Kumla örtülü deniz kıyısı
  • Kutay: Kutlu, uğurlu ay
  • Kutsal: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse
  • Kübra: En büyük, çok büyük olan
    L
  • Lale: Çan biçiminde bir çiçek
  • Laden ( Farsça ): Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı, beyaz veya pembe çiçekli, reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki
  • Lal ( Türkçe ): Dili tutulmuş, konuşamaz hâle gelmiş, dilsiz.
  • Lavin ( İsveççe ): Çığ, heyelan
  • Lebriz ( Farsça ): Ağzına dek dolu, taşan
  • Lerzan: Titreyen, titrek
  • Leyla: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın, çok karanlık gece
  • Leylifer: Gece ışığı
  • Lina ( Arapça ): Cennet bahçesindeki bir meyve
  • Lila ( Türkçe ): Vişneçürüğü leylak rengi
  • Loya ( Lazca ): Tatlı anlamını ifade eder
    M
  • Manolya: Bir süs bitkisi
  • Maral: Dişi geyik
  • Mavisu: Deniz
  • Mehtap: Ay ışığı
  • Meral: Dişi geyik
  • Mercan: Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, kırmızı kalker iskeletli bir canlı
  • Merih: Mars gezegeni
  • Merve: Mekke’de hacıların 7 kez gidip geldikleri dağın adı
  • Mevsim: Yılın dört farklı ikliminden biri
  • Mimoza: Bir süs bitkisi
  • Mine: İnce ve parlak nakış
  • Müge: İnci çiçeği
  • Melsa ( Arapça ): Pürüzsüz düz alan
  • Meyra ( Kökeni bilinmiyor ): Parıldayan Işık
  • Melisa ( Rumca ): Kokulu bitki, bal, tatlı şey, sevgili, can
  • Mira ( Latince ): Bir kuyruklu yıldız adı
  • Miray ( Farsça ): Ayın ilk günleri
    N
  • Narin ( Farsça ): İnce, zarif yapılı, nazik, zayıf çelimsiz
  • Nağme: Ezgi
  • Naz: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış
  • Nehir: Irmak
  • Nergis: Bir süs bitkisi
  • Neslişah: Soyu şah olan
  • Nesrin: Yaban gülü
  • Neşem: Gönül açıklığım, sevincim
  • Neval: Talih
  • Nevbahar: İlkbahar, ilkyaz
  • Neveser: Türk Müziğinde, Dede Efendi’nin bulduğu bileşik bir makam
  • Nevgece: Yeni yeni oluşan gece
  • Nevgül: Yeni açmış gül
  • Nevra: Beyaz çiçek
  • Neyir: Işıklı, aydınlık, parlak
  • Nigar: Resim kadar güzel sevgili
  • Nihal: İnce ve düzgün vücutlu sevgili
  • Nihan: Saklanmış, gizli olan
  • Nil: Afrika’da bir nehir
  • Nilüfer: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi
  • Nisan: İlkbaharın ilk ayı
  • Nurgül: Nur-gül
  • Nurgün: Nur-gün
  • Nurseli: Nur-seli
  • Nüket: Nükte, zarif, güzel sözler
  • Nükhet: Güzel koku
  • Nükte: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz
  • Nefes ( Farsça ): Hayat yaşam kaynağı
    O
  • Oya: Yazma çevresine iğne ile örülen bir çeşit tentene
  • Oylum: Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk
    Ö
  • Ödül: Armağan
  • Örgün: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan
  • Övgü: Bir şey veya kimsenin iyi niteliklerini, değerini belirtme
  • Öykü: Kısa hikâye
  • Özen: Büyük hassasiyet göstermek
  • Özge: Yabancı
  • Özlem: Bir daha görmek veya kavuşmak arzusu
  • Öniz: Daha önce iz bırakmış
  • Övünç: Övünme nedeni
  • Özde: Bir kimsenin benliğinde, manevi varlığında olan
    P
  • Pamira: Orta Asya’da bir yayla
  • Papatya: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi
  • Pera ( Yunanca ): Osmanlı döneminde Beyoğlu yakasına verilen isimdir. Yunanca “öte, ötesi” anlamına gelir.
  • Peri ( Farsça ): Dişi cin ( güzel ve iyilikseverlik sembolü olarak kabul edilirler ), güzel kadın veya alımlı kız
  • Pelin: Hekimlikte kullanılan bir bitki
  • Perran: Uçan, uçucu
  • Perçem ( Farsça ): Kâkül, yele
  • Petek: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları
  • Pınar: Büyük su kaynağı
  • Pırıl: Parlak ışık
  • Pırıltı: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık
  • Pıtırcık: Pek hafif gürültücü
  • Piyale: Şarap kadehi
  • Pırıl: Işıklı, çok parlak, çok temiz, saf
  • Pinhan ( Farsça ): Gizli
  • Polen ( Fransızca ): Çiçek tozu
    R
  • Rana: Güzel, göze hoş görünen
  • Renan: Çok ses çıkaran, çınlayan
  • Rengin ( Farsça ): Renkli, parlak renkli, güzel, hoş, süslü
  • Rezzan: Ağırbaşlı, onurlu
  • Ruhsar: Yüz, çehre
  • Rüçhan: Üstünlük
  • Rüya: Düş
    S
  • Sare ( Osmanlıca ): Saf, temiz, kalabalık, topluluk
  • Serra ( Arapça ): Genişlik, kolaylık
  • Simin ( Farsça ): Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı
  • Saba: Gündoğusundan esen hafif rüzgar
  • Sabah: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatler
  • Sadberk: Yüz yapraklı, katmerli
  • Sahil: Deniz kıyısı
  • Sahra: Kır, ova, çöl
  • Salkım: Birçoğu tek bir sap üzerinde topluca bulunan yemiş
  • Sanem: Put
  • Saygın: Sayılan, sevilen
  • Sayıl: Her zaman saygı gör
  • Sebil: Karşılıksız dağıtılan içme suyu ve bu amaçlı taş yapı
  • Sebla: Uzun kirpikli göz
  • Seçil: Benzerlerinden üstün olup ‘en iyi’ diye ayrılmak
  • Seçkin: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit
  • Seda: Ses
  • Sedef: Deniz hayvanlarının iç yüzeyinde oluşan beyaz, parlak madde
  • Seden: Uyanık, tetikte, gözü açık olmak
  • Seher: Tan ağartısı
  • Sel: Taşkın su
  • Selda: Bir söğüt cinsi
  • Selen: Haber, müjde
  • Selin: Gür akan su
  • Selinti: Ufak sel
  • Selis: Akıcı söz
  • Selmin: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan
  • Selvi: İnce uzun ağaç
  • Sema: Gökyüzü
  • Semiramis: Babil’in Asma Bahçelerini kurduran Asur kraliçesi
  • Sena: Övme
  • Seren: Gemi direği
  • Serenat: Geceleyin sevgilinin penceresinin önünde verilen küçük konser
  • Serra: Rahatlık, kolaylık
  • Sertap: İnatçı, ayak direyen
  • Servi: İnce ve uzun boylu
  • Ses: Kulağın duyabildiği titreşimler
  • Sevdem: Sevginin en son demi
  • Seven: Bir başkasına sevgi duyan
  • Sevi: Aşk
  • Sevil: Her zaman sevilen biri ol
  • Sevinç: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku
  • Seyyal: Akıcı, akışkan
  • Sezen: Hisseden, sezgili
  • Sezgi: Sezme yeteneği
  • Sibel: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası
  • Sıla: Gurbettekinin özlemini çektiği yerler
  • Sima: Yüz, çehre
  • Simay: Gümüş ay
  • Simge: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler
  • Simin: Gümüşten, gümüşe benzeyen
  • Simya: Bir şeyi başka şeye dönüştüren düşsel güç
  • Sinem: Yüreğim, çok sevdiğim
  • Siren: Uyarı işareti veren canavar düdüğü
  • Siret: Bir kimsenin ahlakı, kişiliği
  • Sırma: Sarı ve güzel saç
  • Sonyaz: Sonbahar
  • Su: Canlıların yaşaması için en gerekli olan şey
  • Sumru: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi
  • Suna: Boylu, poslu, yakışıklı
  • Sülün: Boylu, poslu, yürüyüşü güzel
  • Sündüs: Çözgüsünde altın, gümüş teller bulunan eski ipekli bir kumaş türü
  • Süsen: Nisan- Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek
    Ş
  • Şahbanu: Hükümdar eşi
  • Şahika: Dağ doruğu
  • Şan: Şöhret
  • Şans: Talih, fırsat
  • Şayeste: Yaraşan, yakışan
  • Şeyma ( Arapça ): Çok kıymetli, çok değerli
  • Şevval ( Arapça ): Ay parçası
  • Şebboy: Güzel kokulu bir süs bitkisi
  • Şebnem: Bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları
  • Şehnaz: Alaturka müzikte bir makam adı
  • Şehrazat: Kendi kendine yaşayan, özgür
  • Şelale: Büyük çağlayan
  • Şermin: Utangaç, mahcup
  • Şeyda: Sevda nedeniyle aklını yitirmiş, çılgın
  • Şiir ( Farsça ): Bir edebi söz sanatı, özlü ve uyaklı anlatım biçimi, düşündüren, duygulandıran, etkileyen
  • Şimal: Kuzey
  • Şirin: Sevimli, cana yakın
  • Şölen: Kutlama niteliğindeki yemekli toplantı
  • Şule: Ateş alevi
    T
  • Tanem ( Türkçe ): Benim tanem, bir tanem
  • Tansu: Şafağın aydınlattığı su
  • Tardu (Türkçe ): Armağan, hediye
  • Tilbe: Gezginci ozan
  • Tılsım: Esrarlı ve olağanüstü güç taşıdığına inanılan nesne
  • Tomris: Bir kraliçenin adı
  • Tuğba: Dalları bütün cenneti gölgeleyen kutsal ağaç
  • Tuğçe: Kadın sultanın başındaki tuğ
  • Tulu: Gökcisimlerinin doğuşu
  • Tutku: Aşırı özlem, gönül verilen
  • Tutya: Göze çekilen sürme.
  • Tülin: Ayın çevresinde oluşan hale
  • Tümay: Dolunay
  • Türkü: Halk şiirinde kendisine özgü ezgisiyle söylenen uyaklı nazım biçimi
  • Tüvana: Dinç, canlı
    U
  • Umay ( Türkçe ): Devlet kuşu
    V
  • Vera ( Arapça ): Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durma, takva, halk, mahluk, alem, kainat
  • Verda: Gül
  • Verdinaz: Nazların gülü
  • Vildan: Yeni doğmuş çocuk
  • Vuslat: Sevgiliye kavuşma
    Y
  • Yalım: Alev, ateş uzantısı
  • Yalın: Sade, yalnız
  • Yamaç: Dağın eğik yüzeyi, eğik yanı
  • Yağız: Koyu buğday rengi, esmer damlacıkları
  • Yaz: Sıcak mevsim
  • Yağmur: Havadaki buharın su damlaları halinde yere düşmesi
  • Yankı: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses
  • Yaprak: Bitkilerin çeşitli biçimdeki yeşil bölümü
  • Yar: Dost, sevgili
  • Yaren: Arkadaş, yakın
  • Yasemin: Çiçekleri güzel kokulu süs bitkisi
  • Yazgı: Önceden belirlenmiş, gerçekleşmesi mutlak olan
  • Yazgülü: Baharın ilk günlerinde çocuğa verilen ad
  • Yelda: Uzun ve kara olan şey
  • Yeliz: Rüzgârın hızı, güzel, havadar
  • Yeşim: Yeşil ve pembe renkli değerli bir taş
  • Yıldız: Gökyüzündeki ışıklı gök cisimlerinden her biri
  • Yonca: Uğur getirdiğine inanılan süs bitkisi
  • Yosun: Suların yüzeyinde ya da dibinde yetişen çiçeksiz bitki
  • Yurdagül: Yurda-gül
  • Yurdanur: Yurda-nur
    Z
  • Zeren: Kavrayışı güçlü, zeki.
  • Zerrin: Altın gibi sarı, parlak
  • Zeynep: Değerli taşlar, mücevherler.
  • Zeyno: Zeynep
  • Zuhal: Satürn gezegeni
  • Zülal: İçimi güzel su,
  • Züleyha: Su perisi
  • Zülüf: Şakaklardan sarkan saç lülesi
  • Zümra: Zeki bilgili kadın
  • Zümrüt: Parlak ve yeşil renkli değerli bir taş

CEVAP VER