Albert Einstein Kimdir ?

0
89

ALBERT EİNSTEİN’IN BÜYÜKLÜĞÜ

Einstein, tartışmasız, çağımızın en büyük adamlarından biriydi. Seçkin bilginlere özgü yalınlık en yüksek ölçüde vardı onda. Bu, kendi dışımızda olup bitenlere yönelik kararlı bir bilme ve anlama arzusundan kaynaklanan bir yalınlıktı. Bir başka özelliği de, alışık olduğumuz şeyleri bile irdeleme eğiliminde göze çarpar. Newton elmanın neden düştüğünü merak etmişti; Einstein eşit boyda dört çöple bir karenin oluşturulabileceği karşısında hayretle karışık sevincini gizleyemiyordu. Çünkü, hayal ettiği evrenlerin bir çoğunda, “kare” denilen nesnelere olanak yoktu.

Erdemli Kişiliği ve Siyasal İlgileri

Einstein’ın büyüklüğü ahlaki niteliklerinde de yansır. Özel yaşamında nazikti, her türlü gösterişten uzaktı. Gördüğüm kadarı ile meslektaşlarına karşı en küçük bir kıskançlık duygusu yoktu içinde. Oysa Newton ile Leibniz için aynı şeyi söyleyemeyiz. Yaşamının son yıllarında kuantum teorisi, bilimsel ilgili yönünden kendi teorisi relativiteyi gölgelemişti, bir bakıma. Ama, buna aldırdığını gösteren bir belirtiye rastlamadım onda. Dünyanın gidişini son derece yakın bir ilgiyle izliyordu. Onunla ilk tanıştığım Birinci Dünya Savaşı sonrasında pasifıst bir tutum içindeydi. Ne var ki, Hitler benim gibi onu da bu tutumdan uzaklaşmaya zorladı.

Kendini dünya vatandaşı sayarken, Nazi-ler ona yahudiliğini hatırlattı ve onu yahudiliğin kurtuluş davasına sahip çıkmaya itti. İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda, atom bombasının insanlık için taşıdığı büyük tehlikeyi önleme yolunda eyleme geçen bir grup Amerikalı bilim adamı arasında görürüz onu.

Amerika’da kongre komiteleri yıkıcı saydıkları faaliyetlere karşı engizisyon türü soruşturmalara başladıklarında Einstein basına bir mektup göndererek üniversite öğretim üyelerini, bu komiteler önünde ifade vermeyi reddetmeye, kimi üniversitelerin uygulamaya yöneldiği baskı yöntemlerine boyun eğmemeye çağırdı.

Çağrısına dayanak olarak da Birleşik Devletler anayasasının düzeltilmiş 5.ci maddesini gösteriyordu. Buna göre, kişi ileride kendini suçlama amacıyla kullanılabilecek ifade vermeye zorlanamazdı. Ne var ki, en-gizisyoncular, ifade vermekten kaçınmayı suçluluğun bir kanıtı sayabilecek-lerini ileri sürerek anayasanın sağladığı güvenceyi hiçe indirmenin yolunu buldular. Einstein’ın çağrısına, hiç değilse suçlamanın kolayca yöneltileme-yeceği durumlarda uyulsaydı, akademik özgürlük o denli hırpalanmazdı Amerika’da.

Ama herkesin, deyim yerindeyse, “paçasını kurtarma” kaygısına düştüğü bu dönemde,* “günahsızlardan hiçbiri onu dinlemedi. Bu tür kamu hizmetlerini yüklenirken, insanoğlunu, kendi akılsızlığının yüz yüze getirdiği uğursuzluklardan kurtarma çabasında, hiçbir kişisel prestij kaygısı söz konusu değildi, Einstein için. Gerçi dünya onu bir bilim adamı olarak yüceltiyordu; ama günlük yaşam sorunlarında öylesine basit, aynı zamanda öylesine derin olan bilgeliği, bilgiçlerin gözünde düpedüz aptallık örneği gibi kalıyordu.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.